İnsan İlişkileri ve Yönetiminde Başarılı Olmak

Gerek sosyal hayatımızda gerekse iş hayatımızda her zaman insanlar ile iletişim halindeyiz, bu iletişim süreci de beraberinde bazen sorunları getiriyor. Özellikle şirketlerde insan ilişkileri ve yönetimi büyük bir öneme sahip. Her noktada, iletişim ne kadar kuvvetli olursa başarı da o denli yüksek ve kalıcı oluyor.

 

Çözüm ve fikirlerinizin kalıcı olması, sağlıklı iletişim kurabileceğiniz bir ekiple çalışmanın yolu başarılı bir insan ilişkileri ve yönetiminden geçiyor. Merak etmeyin, doğru adımları atarsanız başarı çok da uzak değil!

 

Empati

Ne kadar başarılı işlere imza atsanız da eğer insanlarla ilişkinizde bir kopukluk varsa, siz de başarılarınız gibi kalıcı olamazsınız. İnsan ilişkilerini yönetmenin ilk adımı ise önce kendini tanımasından geçer. Ne kadar kendinizi tanırsanız ve sınırlarınızı bilirseniz, karşınızdaki insanı da tanıyarak onun da sınırlarını anlamaya başlarsınız.

 

Herkesin farklı bir düşünce yapısına sahip olduğu gerçeğini genellikle unuturuz. Kültürümüz, ailemiz, okulumuz ve benliğimiz bizim düşünce ve davranışlarımızı şekillendirir. Bu yüzden karşınızdaki kişinin bir şeyi neden yaptığını sorgulayacaksanız, önce onunla empati kurmayı deneyin. Empati ile, ekibinizde bulunan herkesi daha rahat anlayabilir ve sorunsuz bir iletişim sağlayabilirsiniz. Böylece zamanla aranızdaki bağın güçlendiğini göreceksiniz!

 

Tutumları Denetlemek

İş hayatında karşılaşılan sorunların neredeyse %85’i doğru iletişim kuramamaktan kaynaklanıyor. Bu iletişim sorunlarından en önemlisi ise kişilerin tutumlarını denetlemeye çalışmak. İş hayatında doğru yönetim oldukça değerli bir yere sahiptir fakat genelde yönetim için doğru ögeleri gözden kaçırırız. Başkalarının davranış ve tutumlarını denetlemek de sıklıkla karşılaştığımız bu problemlerden biridir.

 

Öncelikle unutmamamız gereken şey şu ki, bizim davranışlarımız karşımızdaki kişilerin davranış ve tutumlarını etkileyecektir. Ne kadar olumlu yaklaşırsak o kadar olumlu bir geri dönüşle karşılaşırız. İş hayatında ise ekip arkadaşlarımıza yansıtmamız gereken birincil tutum ise güvendir. Kendimize ne kadar güven duyarsak, karşımızdakiler bizim bu tavrımızı davranışlarımızdan, düşüncelerimizden hatta duruşumuzdan sezerek buna göre şekillenirler. Bir şeyi yapmaya inanırsanız, karşınızdaki de inanacaktır.

 

O yüzden başarının ilk adımının kendiniz olduğunu unutmayın!

Dinlemek ve Sormak

İletişim, insan ilişkileri yönetiminin en can alıcı noktasıdır. Eğer bir grupta tek taraflı bir iletişim varsa, buradan asla etkili bir sonuç alınamaz. Bu yüzden tüm ilişkilerin aktif bir şekilde ilerlediğine emin olmamız gerekir, bunun da ilk yolu dinlemek ve doğru zamanda konuşmaktır.

 

Bir problem, bir konu üzerinde konuşurken karşıdaki kişinin sizi dinlediğinden ve bölmediğinden emin olmanız gerekiyor. Aynı şekilde tüm iletişim sürecinde sizin de karşınızdaki kişinin sözünü kesmeden, etkili bir dinleme gerçekleştirmeniz hem doğru ve aktif bir ilişki kurmanızı hem de aranızdaki güven unsurunun pekişmesini sağlayacaktır.

 

Dinlemenin yanı sıra, doğru zamanda doğru sorular sormak da iletişimin kalitesini arttıracaktır. Soru sormanız, karşınızdaki kişiyi ne kadar dikkatle dinlediğinizin ve ilginizi çektiğinizin bir kanıtı olacaktır. Soru sormak iletişimi güçlendirerek, konunun detaylarına inilmesine de yol açarak minik bir beyin fırtınasına da imkan sağlayacaktır.

 

Tonlama

Karşınızdaki kişi ile nasıl konuştuğunuz kadar hangi ses tonuyla konuştuğunuz da büyük bir öneme sahiptir. Ses tonu ve ayarının doğru ayarlanması, kişilerin etkili bir şekilde iletişime katılmasını destekleyecektir. Yüksek bir tonla konuştuğunuzda, karşınızdaki kişileri etki altına alabilirsiniz fakat bu çok uzun soluklu bir etki olmayacaktır. Karşınızdaki kişi korktuğundan, çekindiğinden o an sizi dinliyor olsa bile üzerinde bir etki bırakma ihtimaliniz oldukça azdır.

 

İletişim boyunca ne kısık ne de yüksek sesle konuşmak yerine, bulunulan ortama uygun şekilde etkili bir konuşma yaparak kişileri etkiniz altına alabilir ve uzun soluklu bir iletişimin ilk adımını atabilirsiniz.

 

Eleştiriye Açık Olmak

İnsan ilişkileri ve yönetiminde başarılı olmak için önce kendinizi eleştirebiliyor olmanız gerekir. Hatalarınızı gördüğünüz zaman, dışarıya karşı da daha objektif bakmaya başlarsınız. Bu da kuracağınız bütün ilişkilerin daha sağlam temellere oturmasına olanak sağlayacaktır.

 

Dışarıdan gelecek her türlü öneri ve eleştiriye ne kadar açık olursanız, çevrenizdeki kişilerin de güvenini o denli kazanırsınız. Hatalarınızı kabul etmek sizi küçük düşürmez tam tersi yüceltir ve daha sonrasında sunduğunuz tüm eleştirel fikir ve öneriler de karşınızdaki kişilerde olumlu ve düzeltilebilir bir etki yaratır. Aksi taktirde karşınızdaki kişi karşı bir cephe alarak iletişimi sonlandırabilir.

 

Göz Teması

Kalabalık gruplarda doğru bir göz temasının etkileri yıllardır gözlenmektedir. Sonuçlara göre, kişi göz teması kurulduğunda konuya ve konuşmacıya kendini daha yakın hissederek empati kurmaya ve ilgilenmeye başlar.

 

Eğer kalabalık bir grupla çalışıyorsanız, tek bir kişi yerine herkes ile tek tek göz teması kurarak kişilerin kendini değerli hissetmesini ve iletişime katılmalarını sağlayabilirsiniz. Tek kişi ile iletişim durumlarında ise başka bir noktaya bakmak, başka bir şey ile ilgilenmek yerine karşınızdaki kişi ile abartısız bir şekilde göz teması kurmanız oldukça yeterli ve olumlu bir etkileşim olacaktır.

 

Takdir Etmek

Birlikte çalıştığınız ekip arkadaşlarınızın sadece kötü yönlerini ve başarısız oldukları alanları söylerseniz, iletişiminiz baştan kopacaktır. Gerektiği yerde dozunda eleştiri yaparken, başarıları da unutmamak gerekir. Yapılan her işin ve düşüncenin takdir edilmesi, iletişimi güçlendireceği gibi karşıdaki kişinin motivasyonunu da arttıracaktır. Bu yüzden her şeyi dozunda yapmaya özen göstererek ve karşımızdaki kişileri destekleyerek, onlara güvendiğimizi ve inandığımızı belli ederek başarılı bir iletişim kurabilirsiniz.

STRES İLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ

Gelişen kültürler üzerinde her zaman farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Günümüzde de stres oldukça etkili bir parametre olarak hayatın her alanında yer almaktadır. Sınav stresi, iş stresi, başaramama stresi gibi ana stres etmenleri yanında farklı konularda da stres yapılabilmektedir. Stres ile başa çıkma yöntemleri içerisinde ilk olarak kendinizi tanımanız önemlidir. Kendinizi tanımaya başladığınız andan itibaren düşüncelerinizi daha kolay kontrol edebilir ve daha kolay bir şekilde düşüncelerinize yön verebilirsiniz. Stresin ilk ortaya çıkışı düşünce yoluyla başlamaktadır.

Stres ile başa çıkma yöntemleri için hayatınızda yer alan stres kaynakları ne ise bunları çözümlemeniz gerekmektedir. Stres kaynakları farklı birçok nedenden olabilir. Bu sizin kafanızı en çok neye taktığınızı ya da sürekli neyi bir kaygı problemi ile düşündüğünüze bağlıdır. Stres sizlere artı bir durum katmaz aksine hayatınızın merkezini farklı yönlere çekmenizi ve kendinize zarar vermenizi sağlar. Bu nedenle stresi hayatınızdan uzaklaştırmak için kaynakları belirlemeniz ve düşüncelerinizi yönetmeniz gerekmektedir. Unutmayın bu dünyada sizden yalnızca bir tane var.

YALNIZLIK KORKUSU İLE BAŞ EDİN

Korku hayatın her evresinde yer alan bir duygudur. Bu duygunun taze kalması aslında hayatınıza dair bir tutkunuz olduğunu göstermektedir. Ancak bazı korkular sizleri hayatın karanlık noktalarına da çekebilmektedir. Günümüzdeki en büyük koru türü yalnızlık korkusudur. Teknolojik olarak gelişilen her dakika insanlar birbirlerine bir şeyler yaptığını kanıtlamak zorunda hissetmektedir. Çevresinde yer alan arkadaşları dışında kendine sosyal medya üzerinde bir varlık da kazandırmak ister. Bu “ben de bu hayatın içindeyim” demenin farklı bir yoludur. Psikoloji insanlar üzerinde çeşitli şekilde etkili olabilir. Yalnızlık korkusu da kişinin içinde başlayan ve çevresine ben de varım deme isteği uyandıran bir korkudur.

Yalnızlık korkusu ilerleyen durumlarda kişi için oldukça tehlikeli olabilmektedir. Bu nedenle kendinizi istemediğiniz bir şekilde hissediyorsanız, psikolojik açıdan bir yardım alarak kendinizi rahatlatabilirsiniz. Bu tamamen tıbbi bir süreç olarak sizlerin hislerini paylaşmak üzerine olacaktır. Dünya üzerinde kimse yalnız değildir. Kendinizi tanır ve çevrenizden çok kendinizi düşünmeye başladığınız andan itibaren yalnızlık korkusu ile yavaş yavaş vedalaşabilirsiniz.

Psikolojinin Tarihsel Gelişimi

Kelime anlamı ruh bilimi olan psikolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışının temelinde, insan davranışlarını ve zihinsel süreçlerini anlama, anlamlandırma ve bilimsel yöntemlerle açıklama çabası vardır.

İnsanoğlu var oluşundan bugüne kadar başta kendisi olmak üzere, etkileşimde olduğu diğer canlıların (insanlar ve hayvanlar) davranışlarını, hareketlerini, düşünme ve duygulanma biçimlerinin bütününü anlamaya ve tahmin etmeye çabalamıştır. İnsanın içinde yaşadığı topluma ve çevreye uyum sağlayarak biyolojik ve sosyal varlığını sürdürebilmesi açısından bu “anlama, tahmin etme” faaliyetinin önemi açıktır. Bu çaba, “sadece canlıların ne yaptıklarını değil, aynı zamanda düşüncelerini, duygularını, algılarını, akıl yürütme süreçlerini, belleklerini ve bedensel işlevlerini koruyan biyolojik aktiviteleri de kapsar”. Antik dönemlerden başlayarak bu arayış birçok farklı şekilde cevaplandırılmıştır. Ortaya atılan açıklamalar nesnel verilere dayanmaktan uzak, çoğu mistik ve spekülasyona dayılıdırlar. Psikolojinin amacı, bilimsel bir temele dayanmayan bu tanımlama ve yorumlar yerine daha geçerli açıklamalar geliştirmek üzere bilimsel yöntemden yararlanmaktır.

Psikoloji, bilim olarak 19. yüzyılın sonlarında kabul görmüş olsa da, psikoloji biliminin sormuş olduğu sorular insanlık tarihi kadar eskidir. İnsan, var olduğundan beri bir takım soruları sormuş, bunlara tatmin edici cevaplar aramış ve çoğu zamanda sorduğu bu sorulara karşılık ortaya koyduğu cevaplara göre şekillendirmiştir. “ Ben kimim”, “Benim amacım nedir”, “Karşımdaki insan bana ne demek istedi”, “Karşımdaki insan kim”, “Ben neden bu şekilde düşünüyorum”, “O neden benden farklı düşünüyor”, “Neden böyle davrandım”, “ Karşımdaki insan neden böyle davrandı” v.b. çoğaltılması mümkün olan sorular çok eski zamanlardan beri insan zihnini meşgul etmiş sorulardır. Buradan da anlaşılabileceği gibi psikoloji, insanlık ile birlikte ortaya çıkmıştır.

Antik çağda, insanı ve insan davranışlarını anlama çabaları felsefe içinde yerini almıştır. Felsefe konuların içinde ele alınan psikolojinin ana ilgi konusu “ruh” olarak ortaya konmuştur. Eski yunanda, Apollo sunağının üzerinde yazan “kendini bil” sözü, insanın hayatına ve çevresine bir anlam katabilmesinin, mutlu ve huzurlu bir hayata erişebilmesinin ancak ve ancak özünü yani ruhunu kavrayarak mümkün olabileceğini vurgulamaktadır. Çok uzun bir süre psikoloji bu bağlamda ele alındı.

15-16. yüzyılda İtalya’da başlayarak kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılan ve etkilerini gösteren Rönesans ile birlikte felsefi psikolojinin konusu “ruh” olmaktan çıkarak “zihin” oldu. J. Locke (1632-1704), D. Hume (1711-1776), G.W.Leibnitz (1646-1710), I. Kant (1724-1804) gibi düşünürler insan zihnini çeşitli açılardan ele aldılar ve bilimsel psikolojinin doğuşuna yön verdiler.Psikolojinin bir bilim olarak ortaya konmasında en büyük adım Alman psikolog Wilhelm Wundt tarafından atılmıştır. Wundt, zihnin deneysel yöntemlerle araştırılmasını önemsiyordu. Bu yaklaşımı sayesindedir ki; akademik bir bilim olarak psikolojinin kurucusu Wilhelm Wundt’tur. Psikolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışını bir çok araştırmacı 1879 yılında Wilhelm Wundt tarafından

açılan ilk psikoloji laboratuvarına tarihlendirmektedir.

Wund’un psikoloji çalışmalarını yayınlamak amacıyla, 1881 yılında kurduğu Felsefe çalışmaları isimli dergisi, kabul gören ilk psikoloji dergisidir. Buradan da görüleceği üzere, felsefenin psikoloji üzerindeki etkisi hala devam etmektedir. Felsefeden bağımsız olarak yayınlanan ilk dergi ise Amerikan psikoloji dergisi olmuştur.

Bu yazımda sizler için, psikoloji biliminin ilgilendiği konuları, tarihsel gelişimini ve psikolojinin formel bir bilim olma yolculuğunu incelemeye çalıştım. Umarım sizler için eğlenceli ve bilgilendirişi bir yazı olmuştur.

Motivasyonumuzu Arttırmaya Yönelik İpuçları

Motivasyon kelimesi Latince “movore”, yani “hareket ettirme, hareketlendirme” kelimesinden gelmektedir. Gerek gündelik hayatımızda, gerekse iş hayatımızda sıklıkla karşımıza çıkan bir kelimedir motivasyon. Motivasyon genel bir kavram olup istekleri, arzuları, ihtiyaçları kapsar.

Motivasyon, güdü veya motiv, bireyin hareket ve davranışlarını başlatan içsel güç. Davranışa enerji sağlayan organizmanın içindeki ve çevredeki güçler olarak tanımlanır. Bireyin içsel gücü ile davranışa hazır hale gelmesine güdülenme yani motivasyon denir.  Bu anlamda değerlendirildiği vakit motivasyon kavramı gündelik işlerimizden, kişisel hayatımıza, sosyal ilişkilerimizden profesyonel iş hayatımıza kadar her alanda bizlerin başarısını belirleyecek olan bir kavramdır.Başarılı olmak hepimizin arzusu. Başarı ise çaba isteyen bir sürecin meyvesi. Başarılı olmak için lazım gelen çabayı gösterebilmemiz için gerekli motivasyona sahip olmamız önemli. Başarının önündeki en büyük engel atalet yani durgunluk, tembellik ve miskinliktir. Hepimizim hayatında kendimizi böyle bir atalet içinde bulduğumuz, hissettiğimiz dönemler olmuştur. İçimizde bizi tetikleyecek o ilk kıvılcımı bulamayız ve yapmamız gereken birçok şeyi ertelememiz gerekir. Böyle bir durumda insanı psikolojik olarak olumsuz bir hale sevk eder. Bu olumsuz ruh hali, kişinin özgüvenini zedeler ve onu daha da olumsuz bir ruh haline sevk eder. Bu süreç,

kontrol edilemez bir girdap gibi bizi içine çeker ve girdabın içine ne kadar fazla çekilirsek oradan kurtulmamız da aynı oranda güçleşir. Öyle bir noktaya geliriz ki; artık geri dönülmesi çok zor bir durumun içinde buluruz kendimizi. Gerek Soysal ve gündelik hayatımız gerekse iş hayatımızda telafisi zor hasarlar meydana gelebilir. Bu yüzdendir ki; hayatımızın yönünü belirleyebilmemiz için kendimizi motive etmeyi başarmalıyız.

Peki, kendimizi atalet, tembellik, durgunluk hallerinde bulduğumuz vakitlerde motivasyonumuzu geri kazanmak için neler yapabiliriz? Bu yazımızda sizler için hedeflerinize ulaşma yolunda ihtiyacınız olan motivasyonu nasıl oluşturabileceğinize veya mevcut motivasyonunuzu nasıl arttırabileceğinize yönelik basit ama son derece etkili yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

1- Geleceği düşünün hatta onu onun hikayesini yazın,Kalem kağıdınızı alın ve bir hikaye yazın. Hikayenin kahramanı sizsiniz ve hikaye günümüzden on yıl sonrasında geçiyor. Günümüzden on yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz, ne yapıyorsunuz, nasıl bir hayatınız var? Mutlu musunuz yoksa canınızı sıkan şeyler mi var? Belki de uzun zamandır yapmak istediğiniz bir şeyi başardınız ve çok mutlusunuz. Bu hikayenizi ara ara revize edin. Eklemeler, çıkarmalar

yapın. Emin olun motivasyonunuz üzerindeki olumlu etkilerini göreceksiniz.

2- Kendinizi geliştirin,

Unutmayın! Yapabileceklerinizin limitini eğitim seviyeniz belirler. Motivasyonda eğitim seviyeniz sayesinde yapabildiklerinizin limitini belirler. Beyin ameliyatı yapmak istediğinizi düşünün! Eğer tıp alanında yeterli eğitimi almamışsanız, bilgi seviyeniz yeterli değilse beyin ameliyatı yapma konusunda ne kadar motive olduğunuzun bir önemi olmayacaktır. Bu yüzden, başarılı olmak istediğiniz alanda sürekli olarak kendinizi geliştirin.

3- Kendinizi bir model bulun,

Başarılı olduğunu düşündüğünüz, imrendiğiniz bir rol modeliniz olsun. Bu kişinin illa ki tanıdığınız sizim çevrenizden birisi olmasına gerek yok; dünyaca ünlü bir siyasetçiyi, yazarı ya da müzisyeni de kendinize rol model olarak alabilirsiniz. Sonrasında ise kendinize rol model olarak seçtiğiniz kişinin hayatı ve davranışlarını inceleyin. Emin olun ki motivasyonunuz olumlu yönde etkilenecektir.

4- Sağlıklı beslenin – yeterince uyuyun,

Unutmayın ki vücut sağlığınız ruhsal durumunuz üzerinde direkt olarak etkilidir. Sağlıklı beslenme ve doğru bir uyku düzeni bedeninize iyi geldiği kadar ruhunuza da iyi gelecek. Eskilerin de dediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”.

5- Belirlediğiniz hedefler net olsun,

“İşimde başarılı olmak istiyorum” herkesin sahip olması gereken, istemesi gereken bir hedef. Fakat çok geniş bir tanımlama. İçinde çok fazla değişken barındırıyor ve bu değişkenlerin tamamında, aynı anda başarılın olmamız mümkün olmayabilir. Bu da bizim için moral bozucu bir durum olacaktı. Bunun yerine daha spesifik hedefler belirlememiz daha sağlıklı olacaktır. “ Her gün işimle alakalı 20 sayfa okuma yapacağım”, “her hafta işimle ilgili yeni bir şey öğreneceğim”, “Bir diğer güne iş bırakmayacağım” gibi spesifik hedefler daha ölçülebilir olduğu için motivasyonunuzu sağlama konusunda daha yararlı olacaktır.

6- Hedeflerinize ulaşmak için kapsamlı planlar hazırlayın,Genel olarak bir hedef belirlemek önemli olsa da bunun için kapsamlı bir aksiyon programı hazırlamanız da bir o kadar gereklidir. Kendinize belirlemiş olduğunu hedeflere ulaşmak için atmanız gereken, atacağınız adımları tek tek belirleyin. Kendinize bir zaman çizelgesi yapın ve hedefinize ne kadar zaman içerisinde

ulaşacağınızı belirtin aksi takdirde isteklerini askıda kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

7- Başka insanların fikirlerini öğrenin,

Ne istediğinizi, nede istediğinizi en iyi siz bilirsiniz lakin yürüdüğünüz yolda hatalar yapma ihtimalinizi de hiçbir zaman göz ardı etmeyin. Size yakın olan, sizi gözlemleyebilen, düşüncelerime değer verdiğiniz kişilerden fikir alın. Bazı hatalarınızı gözden kaçırıyor olabilir, farkında olmayabilirsiniz. Sizin için bunları görecek ve size de gösterecek birisi sizin için son derece önemlidir.

İş Hayatında Stresi Doğru Yönlendirmek

Stres, yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan olgulardan biridir. Bu kavram, biyolojik ve psikolojik dengenin bozulmasına gösterilen tepki olarak tanımlanabilir. Başka bir biçimde ifade etmek gerekirse, insan türünün hayatta kalma çabası sayesinde gelişen doğal bir tepkidir. Stresle başa çıkmak, onu yok saymak veya ondan tamamen arınmak anlamına gelmez, nitekim bu mümkün olmayacaktır. Ancak stresi doğru yöneterek iş hayatında başarı elde etmek mümkündür.

Kriz Yönetimi Yapın

İş yaşamında zor durumlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Zorlu bir müşteriyle çalışmak zorunda kalabilir veya gözden kaçan bir hata yüzünden yaptığınız işlerde güçlüklerle karşılaşabilirsiniz. Bu durum da doğal olarak strese sebep olur. Stres, böyle durumlarla baş etmek için motivasyon sağlar ancak stresi iyi yönetemediğiniz takdirde yanlış davranışlar sergileyebilir, işleri içinden çıkılmaz bir hâle getirebilirsiniz. Stresle baş etmenin en iyi yolu, kriz yönetimi için bir plan hazırlamaktır.

Zorlu bir müşteriyle karşılaştığınızda, kısa zamanda bitmesi gereken önemli bir iş aldığınızda ve bunun gibi zorlayıcı durumlara maruz kaldığınızda yapmanız gerekenleri önceden planlamak, kriz anlarında stresi doğru yönetmenizi sağlayacaktır. Böyle durumlarda, dünyanın sonu gelmiş gibi davranmamalı ve stresi bir motivasyon kaynağı olarak kullanmalısınız. İyi bir kriz yönetimi, iş hayatınızda başarılı olmanızı sağlayacak ve özgüveninizi arttıracaktır.

Ertelemeyin!

Erteleme, stres anlarında sıklıkla başvurulan bir davranıştır. Stresten kısa süreli uzaklaşmayı sağlasa da, işleri zora sokacağı için uzun vadede stresin derinleşmesini sağlar. Çürük bir dişin ağrısını ağrı kesiciyle geçirebilirsiniz ancak asıl yapılması gereken dişi tedavi ettirmektir. Ertelenen işler için de aynısı söylenebilir. Yapmanız gereken işleri doğru zamanda yaparak, büyük bir stres yükünden kurtulabilirsiniz. Sahip olduğunu stresi, işleri ertelemek için değil, gereken zamanda bitirmek için kullanmanızda fayda var.

Psikolojik Destek Almaktan ÇekinmeyinHepimizin kendine doğru soruları sormaya ihtiyacı vardır. Bu yalnızca iş yaşamı için değil, genel olarak hayat için geçerli bir ilkedir. Psikolojik destek almak, stres yüküyle baş etmenize yardımcı olabilir. İş hayatının getirdiği stresin gündelik yaşamınızdaki dengeyi bozduğunu hissediyorsanız, mutlaka bir psikologa başvurmanız gerekir. Etkili bir terapi süreci yaşamınızı düzene sokmanıza yardımcı olacaktır.

Ertelemenin Sebepleri ve Başa Çıkmanın Yolları

Zamanın kıymetini yeterince kalmadığı ana dek bilmeyiz. Yapmamız gereken işler için yeterince zaman kalmayana kadar, zamanımızı başka şeylere harcayabiliriz. Bu durum süreklilik kazandığı zaman başarısızlığı da beraberinde getirir. İş hayatında, eğitimde ve hayatın diğer alanlarında başarılı olabilmenin yolu, ertelememekten ve işleri gerektiği zamanda yapmaktan geçer. Diğer yandan, erteleme alışkanlığı büyük ölçüde psikolojik bir sürecin sonucudur. Erteleme hastalığından kurtulmak ise imkânsız değildir.

Neden Erteleriz?

Erteleme, temelde bir kaçınma davranışıdır. Erteleyen kişi, yapması gereken işten ve bu iş için harcaması gereken zamandan kaçınır. Örnek vermek gerekirse, deadline tarihine yetişmesi gereken işi veya ödevi bitirmek yerine, sosyal medyayla ilgilenmek daha cazip gelebilir. Esasında, bu durum sosyal medyanın veya dikkat dağıtıcı faktörün cazibesinden değil, yapılması gereken işe karşı geliştirilen tutum ve davranıştan kaynaklanır.

Motivasyon eksikliği, ertelemenin temel sebeplerinden biridir. Yapmanız gereken iş için yeterince motive olmamışsanız, bu iş anlamsız görünüyorsa, başka şeylerle ilgilenmek daha cazip gelebilir. Mükemmeliyetçilik de yaptığınız işleri ertelemenize sebep olabilir. Nitekim yapmanız gerekenlerle ilgili gerçekçilikten uzak beklentileriniz varsa gerçeklik ile karşılaştığınızda cesaretinizi ve motivasyonunuzu kaybedebilirsiniz. Yaptığınız işin olumsuz değerlendirileceğini düşünüyor ve bundan korkuyorsanız, işi yapmaktan kaçınabilirsiniz.

Erteleme Nelere Yol Açar?

  • Erteleme, stres için geçici bir çözüm yaratabilir ancak bu ağrı kesici etkisinden farksızdır. Nihayetinde, yapmanız gereken işi tamamlamadığınızda veya kısıtlı zaman harcayarak, yapabileceğinizin altında bir iş yaptığınızda, bunun getirdiği stres büyük olacaktır.
  • İşleri zamanında bitirmediğinizde kendinizi başarıdan mahrum bırakmış olursunuz. Bu da özgüven ve özsaygınızı ciddi anlamda zedeleyebilir.

Bir işi tamamlamak o işten kurtulmak anlamına gelir. Erteleme davranışı, yalnızca yaptığınız işe değil, kendinize ayırdığınız zamana da zarar verecektir. Örnek vermek gerekirse, teslim etmeniz gereken ödevi zamanında hazırlamazsanız, düşüncesi sizi sürekli meşgul edecek ve

gereken iş için yeterince motive olmamışsanız, bu iş anlamsız görünüyorsa, başka şeylerle ilgilenmek daha cazip gelebilir. Mükemmeliyetçilik de yaptığınız işleri ertelemenize sebep olabilir. Nitekim yapmanız gerekenlerle ilgili gerçekçilikten uzak beklentileriniz varsa gerçeklik ile karşılaştığınızda cesaretinizi ve motivasyonunuzu kaybedebilirsiniz. Yaptığınız işin olumsuz değerlendirileceğini düşünüyor ve bundan korkuyorsanız, işi yapmaktan kaçınabilirsiniz.

Erteleme Nelere Yol Açar?

  • Erteleme, stres için geçici bir çözüm yaratabilir ancak bu ağrı kesici etkisinden farksızdır. Nihayetinde, yapmanız gereken işi tamamlamadığınızda veya kısıtlı zaman harcayarak, yapabileceğinizin altında bir iş yaptığınızda, bunun getirdiği stres büyük olacaktır.
  • İşleri zamanında bitirmediğinizde kendinizi başarıdan mahrum bırakmış olursunuz. Bu da özgüven ve özsaygınızı ciddi anlamda zedeleyebilir.
  • Bir işi tamamlamak o işten kurtulmak anlamına gelir. Erteleme davranışı, yalnızca yaptığınız işe değil, kendinize ayırdığınız zamana da zarar verecektir. Örnek vermek gerekirse, teslim etmeniz gereken ödevi zamanında hazırlamazsanız, düşüncesi sizi sürekli meşgul edecek ve kendinize vakit ayırmak adına yaptıklarınıza odaklanmanızı zorlaştıracaktır.
  • Erteleme, bazı durumlarda gerekli olabilir. Ancak sürekli olduğu zaman maddi ve psikolojik problemleri beraberinde getirir.

Ertelemeyle Başa Çıkmanın Yolları

  • Yapmanız gereken işi küçük parçalara bölerek ilerlemek, erteleme davranışının önüne geçmenizi sağlayacaktır. Bu sayede, işi daha kolay bitirebilir ve gözünüzde büyüttüğünüz kadar zor olmadığını görebilirsiniz.
  • Zaman organizasyonu, ertelemeyle başa çıkmak için etkilidir. Ajandanızda son bölümünü izlemek için sabırsızlandığınız diziye veya yeni aldığınız bilgisayar oyununa da mutlaka yer vermelisiniz! Bu sayede iş ve kişisel yaşam arasındaki dengeyi sağlayabilirsiniz.
  • Gerçekçi olduğunuzda, sizi hayal kırıklığına uğratacak beklentileriniz olmayacaktır. Gerçekçi hedefleri tamamlayarak çok daha fazlasını başarmanın yolunu açabilirsiniz.
  • Sorumluluğu almak, ertelemeyle başa çıkmanın en etkili yoludur. Ertelediğiniz işlerin sonuçlarını gözden geçirip bunların sorumluluğunu alarak, erteleme alışkanlığını yenebilirsiniz.
  • Kendinizi ödüllendirerek motivasyonunuzu arttırabilir, yapmayı istemediğiniz işleri daha kolay bir biçimde yapabilirsiniz.

Kimse Görmese Bile

Kişisel Gelişim Hikayesi

On bir yaşında olan ve New Hampshire’da yaşayan bir okurum bana şöyle bir hikâye yolladı. Okurum New Hampshire gölünün ortasında bulunan adada yer alan bir evde oturuyordur. Bu sayede her fırsatta balığa çıkardı.

Babası ile güneş balıklarının yakaladıkları günün bir gün sonrasında Levrek yasağının kaldırılmasına bir gün vardı. Gölde talim yaparken oltasına büyük bir balık takılmıştır. Balığı var gücü ile çekmeye çalışan oğluna hayranlıkla bakıyordu. Çocuk var gücü ile balığı gölden çıkardığında bunun bir levrek olduğunu görmüştür. Balık oldukça büyük ve güzel görünüyordu ancak henüz levrek yasağı kalkmamıştı.

30 Yıl Geçmişti…

Baba çaresizce önce balığa sonra oğluna bakmış ve balığı suya bırakması gerektiğini söylemiştir. Çocuk babasının bu sözleri karşılığında ağlamaklı bir şekilde ‘’Baba’’ diye itiraz etmiş. Ancak babası başka bir sürü balık olduğunu ve o balığı bırakmasını söylemiş. Çocuk itiraz etmiş ve etrafta hiç kimsenin olmadığını ve o balığı yakaladıklarını kimsenin görmediğini söylemiştir. Buna karşın babasının ses tonundan bu durum karşısında kararının kesin olduğunu anlamış ve çaresizce balığı göle geri bırakmıştır.

Bu olayın üzerinden tam 30 yıl geçmişti ve o çocuk New York City’de oldukça ünlü bir mimar olmuştu. Çocuk bir daha asla o kadar büyük balık yakalayamamıştı. Ancak o olaydan çok daha önemli bir şey öğrenmişti. Doğru ile yanlışın ne olduğu ve nasıl bir ayrımının olduğu son derece basit bir konudur. Ancak bunları uygularken birileri görmüyor olsa da doğru olanı yapmaktır önemli olan.

Eğer hepimize çocukken o balığı tutmanın yanlış olduğu ve kimse görmese bile suya bırakılması gerektiği öğretilseydi bugün her hareketimizde bunu uygulayabilirdik. Kimse görmese dahi doğru olanı yapardık fırsatlardan faydalanmaya çalışmazdık.

Kişisel Gelişim İçin 10 Pratik Öneri

Herkes kişisel olarak kendini geliştirmek ve daha donanımlı bir insan olmak ister. Ancak çoğu zaman bunun için nereden, nasıl başlayacağını bilemez. Sizler için bu konuda neler yapabilirsiniz ve hayatınızda neyi değiştirebilirsiniz konusunda bir yazı hazırladık. İşte hayatınıza oldukça kolay bir şekilde uyarlayabileceğiniz kişisel gelişim için 10 pratik öneri;

1. Hergün Mutlaka Kitap Okuyun

Kitap okumanın kişisel gelişim üzerindeki olumlu etkisi tartışılmaz. Kendinize uygun olan ve size katkı sağlayacak kitaplar ile kendinizi geliştirebilirsiniz. Günlük belirli bir rutinde mutlaka kitap okumanız gerekir.

2. Yeni Bir Dil Öğrenmeye Çalışın

Yeni bir dil öğrenmek hem beynin gelişimini olumlu etkileyen hem de kişisel gelişimi etkileyen bir aktivitedir. Hem yaptığınız iş her ne ise ona faydası olacak hem de yeni ülkeler keşfetmeniz için size cesaret verecektir.

3. Erken Uyanın

Alanında başarılı olmuş birçok önemli ismin günlük rutinine bakıldığında hepsinin en önemli ortak noktasının erken uyanmak olduğu görülür. Erken kalkmak hem vücut sağlığı için son derece önemlidir hem de güne daha verimli başlamanıza yardımcı olur.

4. Hobiler Edinin

Kişinin yeni hobiler edinmesi, pozitif yönde kendini etkileyecek bir durumdur. Hem de yeni çevre ve arkadaşlık ilişkisi kurmanızı sağlayacaktır.

5. Kötü Alışkanlıklarınızdan Kurtulun

Kötü alışkanlıklardan kurtulmak hem vücut sağlığınız için önemlidir hem de daha faydalı şeylere vakit ayırmanız için size zaman yaratacaktır.

6. Yapılacaklar Listesi Hazırlayın

Kısa vadeli ve uzun vadeli yapılacaklar listesi hazırlamak daha planlı hareket etmenizi sağlayacaktır.

7. Meditasyon Yapın

Meditasyon yapmak beden ve ruh sağlığı için önemlidir. Beden ve ruh sağlığınız yerinde olduğunda her şeye daha fazla enerjiniz olacaktır.

8. Kendinize Vakit Ayırın

Tek başınıza dışarıya çıkın, yeni yerler keşfedin, yürüyüş yapın veya bir kafede oturup kitap okuyun. Kendiniz ile baş başa kalmak, ileriye dönük planlar yapmanızı sağlayacaktır.

9. Yeni İnsanlar ile Tanışın

Yeni insanlar ile tanışın. Hatta ondan önce hayatınızda sizi olumsuz etkileyen ve aşağıya çektiğini düşündüğünüz insanlar ile bağlantınızı koparın.

10. Farklı Alanlarda Başarılı Olmuş Kişilerin Hayatını Okuyun ve İnceleyin

Size ilham kaynağı olabilecek tarihteki önemli kişilerin hayatlarını inceleyin. Neler yaşadıklarını ve nasıl başarılı olduklarını öğrenin. Bu konuda bol bol araştırma yapmanız size fayda sağlayacaktır.