Canım İstanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…
İstanbul,
İstanbul…

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik…
Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat…
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? ..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet…

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul…

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca’da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar…
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir ‘ Katibim’i…

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul…

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Anneciğim

Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim! …

Hikaye – Cahit Külebi

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

Öfke Kontrolü Neden Önemlidir ve Nasıl Sağlayabiliriz?

Öfke, hepimizin zamanzaman hissettiği, doğal bir duygudur. Çevremizdeki insanların tavırları, gündemle ilgili konular, gündelik yaşamdaki aksaklıklar ve bunun gibi birçok durum bizi öfkelendirebilir. Öfkeyi tamamen sönümlendirmek mümkün değildir ancak kontrolsüz bir öfke kişi için zararlıdır. Öfkenizi yöneterek, çevrenizdeki insanlarla ilişkilerinizi iyi tutabilir ve stresinizi büyük ölçüde azaltabilirsiniz. Elbette, üstesinden gelemediğiniz bir öfke problemi varsa yapmanız gereken ilk iş bir psikologa danışmak olacaktır. Ancak çeşitli önerilerle, öfkenin gündelik yaşamınızdaki etkisini azaltabilirsiniz.

Bastırmayın!

Öfke kontrolüyle ilgili en sık yapılan hata öfkeyi tamamen bastırmaya ve yutmaya çalışmaktır. Ancak, var olan hiçbir şey yok olmaz ve sizin öfkenizi dile getirmemiş olmanız, onu yok etmek için yeterli değildir. Öfkenizi bastırdığınızda bu sizi kötü etkileyecek, stresinizi arttıracak, kendinize olan saygınıza ciddi anlamda zarar verecektir. Bastırılmış öfkenin yalnızca psikolojik değil, fiziksel anlamda da zararlı olduğunu unutmamak gerekir. Öfkenizi bastırarak kalp hastalıklarına dâhi davetiye çıkarabilirsiniz. Bu yüzden, bastırmak yerine yönetmeyi öğrenmeniz faydalı olacaktır.

Öfkenizi bastırmak yerine, sakinleşmeye çalışabilirsiniz. Nefes egzersizleri bunun için faydalı olacaktır. Yeterince sakin olduğunuzdan emin olduktan sonra, öfkelendiğiniz konuları dile getirerek sorunun çözümü için bir adım atabilirsiniz. Bunları dile getirmek yerine içinize atmak ve bastırmak, sorunu çözmeyeceği gibi kendinize psikolojik ve fiziksel olarak zarar vermenize sebebiyet verecektir.

Öfkelendiğiniz Konuları Dile Getirin

Sorunları öfkeli bir üslupla ifade etmek, anlaşılabilirliğinizi azaltacak ve öfkelendiğiniz durumun sürekliliğini sağlayacaktır. Satın aldığınız üründe bir hasar olduğunu düşünelim. Bu sorunu müşteri hizmetleri yetkilisiyle konuşurken, öfkeli bir üslup kullanmak yerine, sakin ve detaylı bir şekilde anlattığınızda, sorunun çözümü kolaylaşacaktır. Aksi takdirde, kendinizi karşı tarafa anlatmanız zorlaşacağı için sorunun çözülmesi de aynı ölçüde güçleşir. Böyle durumlarda sakin kalmaya çalışarak, öfkelendiğiniz konuları makul bir üslupla dile getirmeye özen göstermelisiniz.

Öfkeli Davranmanın Sonuçlarını Düşünün

Öfkeli bir hâldeyken, karşınızdakine, kendinize zarar vermeyi, muhatap olduğunuz kişilere kötü şeyler söylemeyi düşünebilirsiniz. Ancak, “Öfkeyle kalkan zararla oturur” sözünü böyle durumlarda hatırlamanızda fayda var. Öfkeli davranışlar, karşı karşıya olduğunuz durumu çözümsüz kılabilir. Böyle bir durumda, öfkeli davranışların sonuçlarını düşünmek sizi hata yapmaktan alıkoyacaktır. Ayrıca, sakin kalarak ve kendinizi kontrol ederek öfkelendiğiniz durumların çözülmesini kolaylaştırabilirsiniz.

Destek Almaktan Çekinmeyin

Sürekli öfkeleniyorsanız, öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, kendinize veya başkalarına zarar verme eğiliminde olduğunuzu düşünüyorsanız, kesinlikle terapi almanız gerekir. İyi bir psikolog, öfkenizi kontrol etmenizi ve yaşamınızdaki etkilerini azaltmanızı sağlayacaktır. Herkesin öfkelenmek için haklı sebepleri olabilir ancak öfke güçlü ve yıkıcı bir duygudur. Bu duyguyu kuvvetlendirmenin hayatınızı zorlaştırmak dışında bir işe yaramayacağını unutmamanız gerekir. Uzman bir terapist, size yol göstererek öfkenizi kontrol etmenizi ve yaşamınızdaki stresi büyük ölçüde azaltmanızı sağlayacaktır.

Tasarruf Yaparken Yardımcı Olacak Öneriler

Maddi gücünüz yaptığınız işe ve ülkenin ekonomik durumuna göre değişebilir. Diğer yandan, geliriniz ne kadar yüksek olursa olsun, parayı kontrol etmek geleceğiniz için önemlidir. Tasarruf yaparak, hedefleriniz için gereken parayı edinebilir, geleceğinizi garanti altına alabilir ve acil durumlar için maddi kaynağa sahip olabilirsiniz. Diğer yandan, tasarrufun yalnızca maddiyatla değil, zaman yönetimiyle de ilgili bir kavram olduğunu belirtmekte fayda var.

Paraya Her An İhtiyacınız Olabilir

Acil bir seyahat veya çözmeniz gereken bir sağlık problemi için paraya ihtiyaç duyabilirsiniz. Kenara attığınız miktarlar, acil durumlarda hayat kurtarabilir. Diğer yandan, miktarı ne olursa olsun bir birikiminizin olması, yaşamınızda büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Dolayısıyla, acil durumlarda zora düşmemek, ihtiyaçlarınızı ve isteklerinizi yerine getirirken maddi problemler yaşamamak için tasarruf yapmaya ihtiyacınız var.

Paranın Miktarını Küçümsemeyin

Market alışverişi yaparken, sepetinize bir paket cips veya çikolata eklemenin zararının olmayacağını düşünebilirsiniz. Ancak bunu sürekli yaptığınız takdirde, bütçeniz büyük zarara uğrayacaktır. Bu yüzden, gereksiz yere harcadığınız veya kenara attığınız paranın miktarını küçümsememeniz gerekir. Küçük miktarları kenara atarak, ihtiyaç hâlinde kendinizi büyük bir dertten kurtarabilirsiniz. Tasarruf etmek için elinizde büyük miktarlarda para geçmesini beklemeyin.

İhtiyaçlarınızı Sınıflandırın

Tasarruf yapabilmek için öncelikle gerekli ve gereksiz harcamaları sınıflandırmanız gerekir. Elbette, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en altta olmayan ögeleri yaşamınızdan tamamen çıkarmanız gerekmez. İhtiyaçlarınızı sınıflandırarak, lüksleriniz için dozunda harcayacağınız paranın organizasyonunu da yapabilirsiniz. İhtiyaçlarınızı önem sıralamasına sokarak, harcamalarınızı organize edebilir ve tasarruf yapabilirsiniz.

Faturalarınızı, mutfak masraflarınızı, işiniz ve eğitiminiz için yaptığınız harcamaları, kitap masraflarınızı hesaplayarak, bunlar için ayıracağınız miktarı önceden belirleyebilirsiniz. İhtiyaçlarınızı bir önem sırasına sokmanız da harcamalarınızı organize etmek bakımından faydalı olacaktır.

Lükslerinizden Vazgeçmeyin

Starbucks’tan ısmarladığınız güzel bir kahveye veya sıklıkla oynadığınız bilgisayar oyununun ek paketine de ihtiyaç duyabilirsiniz. Elbette, yaşamınızı bunlardan münezzeh bir biçimde geçirmeniz gerekmez. Önemli olan, bu harcamaları dozunda yapmak ve bunların bütçeniz için bir tehdit oluşturmasını önlemektir. Hatta, belli bir miktar birikim yaptıktan sonra kendinizi bu lükslerden biriyle ödüllendirebilirsiniz.

Harcamalarınızı Yazın ve Fişlerinizi Saklayın

Paranın kontrolünü kaybetmek oldukça kolaydır. Sorun olmadığını düşündüğünüz küçük harcamalar gün sonunuzda cüzdanınıza büyük bir boşluk olarak dönebilir. Böyle durumlarla karşılaşmamak ve harcamalarınızı kontrol edebilmek için, fiş almanız ve yaptığınız harcamaları yazıya geçirmeniz faydalı olacaktır. Harcamalarınızı günlük, haftalık ve aylık periyotlarla kontrol ederek, bütçenizi kontrol etmek yolunda büyük bir adım atabilirsiniz

İş Hayatınızda Sizi Başarıya Götürecek 10 Kitap

 

Yaşamımız boyunca farklı alanlarda hep kendimizi geliştirmeye çalışıyor ve çoğu zaman en iyisi olmayı amaçlıyoruz. O zaman da sadece deneyimler yetersiz kalıyor, kitaplara, filmlere ve çevremizdeki fikirlere bakıyor ve kendimize bir rehber oluşturuyoruz. Bu rehber eşliğinde, karşımıza bambaşka bir yol çıkıyor; işte bu bizim hikayemiz!

 

Özellikle rekabetli iş hayatında, kendimizi geliştirmeye çalışırken bir yandan da pek çok problemle karşı karşıya geliyoruz. Hızlı ama etkili bir çözüm sunmamız, motivasyonumuzu kaybetmememiz ve istediğimiz noktaya her halükârda ulaşmamız gerekiyor. Peki biz bu kadar şeyi yapabilecek kadar deneyime sahip miyiz? Biz değil, ama deneyimlerle, araştırmalarla dolu bir sürü kitap karşımıza çıkmaya hazır. İşte tam bu noktada, belki size ‘bir kitap okudum ve hayatım değişti’ dedirtecek ve iş hayatınızda daha başarılı ve emin adımlar atmanızı sağlayacak 10 kitabı huzurlarınıza sunmak istedik.

 

Yorulduğunuzu, yapamayacağınızı veya sıkıştığınızı hissettiğiniz an derin bir nefes alıp, sayfaların eşsiz deneyiminden yararlanmak size ve çevrenizdekilere inanın çok iyi gelecek!

 

Savaş Sanatı, Sun Tzu

Günümüzden yaklaşık 3000 yıl önce yazılan Savaş Sanatı, ilk bakışta bir askeri strateji kitabı olarak görünse bile iş hayatı için tam bir rehber. Savaş tanımı ile başlayan bu kitap, savaş süresince oluşan tüm olayların psikolojik etkilerine ve çözümlerine değiniyor. Sadece stratejisi ile değil, savaşı değerlendirme biçimi, empati anlayışı ve çatışma psikolojisi gibi pek çok ana noktanın üzerinde durarak okuyuculara askeri alanın yanı sıra iş dünyasında da kullanabilecekleri etkili çözümler sunuyor.

 

Savaş Sanatı, kişinin problemleri ve çözüm yollarını daha planlı şekilde çözümlemesini sağlarken, özellikle insan yönetimi ve liderlik konularında paydaşları anlamak için birebir bir rehber ve arkadaş olarak kitaplığınızda yerini alabilir.

 

İknanın Psikolojisi, Robert Cialdini

Özellikle insan yönetimi ve pazarlamada kendini geliştirmek isteyenler için bir rehber olan İknanın Psikolojisi, kitabı bitirdikten sonra dünyaya ve pazarlama alanına bambaşka bakmanızı sağlayacak. İkna alanında profesyonel bir uzman olan Robert Cialdini satış, pazarlama, liderlik ve iletişim alanında yaptığı çalışmaların ışığında uzun yıllarca üzerine çalışarak İknanın Psikolojisi’ni yayına hazırlamıştır. Bundan dolayı, bu kitap herhangi bir kişisel gelişim kitabı değil tamamen bilimsel araştırmalara dayanan bir yol göstericidir.

Kararlar üzerinden çevrenin etkisini araştıran Cialdini, özellikle kararsızlık anlarında ikna etmeyi sağlayabilecek 3 temel unsurun üzerinde durur. İçerisinde bulunan uygulamaları örnekler ile hem vakaları daha kolay kavramanıza olanak sağlarken hem de satış alanının inceliklerini öğrenme imkanı sunar. Sadece satış değil, iş hayatında da yükselmeyi hedefleyen kişilere yol gösterebilecek bir kitap olan İknanın Psikolojisi, algı yönetimi ve ikna konularını oldukça basit bir şekilde anlatarak okuyucunun kalbini hemen fethediyor!

 

Mor İnek, Seth Godin

“Mor İnek, gerçek değişimler ve gerçek etkiler yaratmayı arzulayan pazarlamacılar için büyük bir ilham kaynağı.” Amy Curtis’in dediğine sonuna kadar katılıyoruz, Mor İnek pazarlama alanında büyük bir aydınlanma olmasını sağlayan sayılı kitaplardan biri. Aslında Mor İnek en basit tanımıyla bir pazarlama tekniği. Farklılaşmanın başarıdaki etkisi üzerine bir çalışma da diyebiliriz pekala!

 

Seth Godin’in de sıklıkla değindiği teknikten kısaca bahsedecek olursak, yol boyunca ne kadar farklılaşırsanız o kadar başarıya ulaşabileceğinizi söyler. Gerçekten başarılı olmak istiyorsanız, denemekten ve yanılmaktan korkmadan bütün yol boyunca farklı bir şeyler deneyin!

 

Kalıcı Olmak, Jim Collins ve Jerry Porras

Tamamen bilimsel araştırmalara dayanılarak yazılan Kalıcı Olmak kitabı, Amerika’daki büyük şirketlerin başarı öykülerine değiniyor. Anlatım dili ile okuyucuyu kolayca çekebilen bu kitap karşılaştırmalar üzerinden ilerlerken bahsedilen şirketlerin öykülerini inceleme fırsatı sunuyor.

 

6 yıllık detaylı bir araştırmanın ürününü olan Kalıcı Olmak, bir şirket olarak nasıl pazarda kalıcı olunur sorusunun cevabını veriyor. İş hayatında yükselmek, gerçekten akılda yer etmek ve başarılı olmak isteyenlerin baş ucu kitabı olmaya aday!

 

Duygusal Zeka, Daniel Goleman

EQ neden IQ’dan önemlidir sorusunu referans alan Duygusal Zeka, gerek iş hayatı gerekse sosyal ve aile hayatında büyük farklılık yaratacak bir kitap. Duygusal zekanın ne olduğuna kısaca değinecek olursak, kişinin sosyal hayatta ne kadar yetkin olduğunu belirleyen kriterdir. Özellikle empati ve yönetim kavramlarına odaklanan bu kitap, ekip çalışmaları için de oldukça etkili ve yararlı bir seçenek.

 

Daha sonrasında yine Daniel Goleman’in yazdığı İşbaşında Duygusal Zeka kitabı ise, kişinin salt zekası hariç sosyal davranışları ile birlikte şirketlerin çalışma biçimleri ve liderlerin davranış, düşünüş tarzlarını konu almakta.

Fish! Harry Paul, Stephen C.Lundin ve John Christensen

Eğer sevmediğiniz bir departmanda ya da hiç istemediğiniz bir işte çalışıyorsanız Fish, size rahat bir nefes aldıracak. Yalın ve eğlenceli anlatımı ile, iş yerinde ekibinizle yaşadığınız problemleri, kendiniz ve işe bakış açınızla alakalı düşünceleri değiştirebilmenizi sağlayacak olan bu kitap, Mary Jane karakterinin başından geçen olaylara örnekler vererek bütün konuları işliyor.

 

İş yerindeki verimsizlikler için bir kaynak olabilecek Fish, içerisinde yer alan dersler ve ipuçları ile tüm bu çözümleri hayatınızda uygulamanıza olanak sağlıyor.

 

Peynirimi Kim Kaptı, Spencer Johnson

Tamamen işletme üzerine tasarlanan bu kitap, özellikle iş hayatındaki değişimlere odaklanıyor. Başımıza gelenler yüzünden duraklayıp, artık ne yapacağımızı bilemediğimiz anlar için ışık tutabilen Peynirimi Kim Kaptı, değişimin hiçbir şekilde insanı korkutup, çaresizliğe sürüklemeyeceğini anlatıyor. Her değişim ve sorunun bir çözümü olduğu ve bu değişimler sayesinde öğrendiklerimizle çok daha başarılı adımlar atabileceğimiz üzerine yoğunlaşıyor. Karakterler ve 4 farklı öykü üzerinden değişimin etkilerini anlatan bu kitap, size bambaşka bir bakış açısı kazandırabilir.

 

Her Koşulda Yaratıcı Olmak, Neil Coade

Neil Coade iş dünyası için yazdığı kitaplar ile çok beğenilen bir yazar olmasının yanı sıra, verdiği öneriler ile de okurların ilgisini çekiyor. Her Koşulda Yaratıcı Olmak kitabında ise, iş hayatında yenilikçi stratejilerin ve dinamik ortamların üzerinden verdiği vakaları inceleme olanağı sunuyor. İnteraktif öneri ve çözümleri ile yeni ve yaratıcı olmanın pozitif yanlarını gözler önüne sererek, yaratıcı bir insanın her şeyi başarabileceğini de ekliyor.

 

Değiştirilmesi gereken stratejiler, yeni fikirlerin önemi ve daha dinamik iş ortamları gibi pek çok konuda size rehber olabilecek bir kitap olan Her Koşulda Yaratıcı olmak, farklı bir bakış açısı kazanmanızı da sağlayacak.

 

Hızlı ve Yavaş Düşünme, Daniel Kahneman

Düşünmek, tüm hayatımızın en belirleyici eylemi! 2002 Nobel ekonomi ödülüne sahip olan Daniel Kahneman’ın kitabı olan Hızlı ve Yavaş Düşünme, beynimizin düşünme üzerine gerçekleştirdiği tüm eylemleri yalın bir dille sunuyor. Günlük hayatımızda karar verirken bizi en çok etkileyen şeyin düşüncelerimiz olduğunu söyleyen Kahneman, iş hayatında başarılı olmanın tüm sırrının da yine düşünmekten geçtiğini dile getiriyor.

 

Zihnimizi her türlü zihinsel hastalıktan, problemden kurtararak sağlıklı bir şekilde karar vererek başarıya ulaşabiliriz. Önemli olan nesnel ve öznel yargılardan kurtularak, karar mekanizmalarımızı doğru şekilde kullanarak düşünebilmek.

 

Limit Sizsiniz, Mümin Sekman

Başarı üzerine duran Limit Sizsiniz kitabı, basit ve sürükleyici dili ile alışılagelmişin dışında bir başarı tanımı üzerinde durarak özellikle iş alanında çarpıcı bir değişikliğe yol açıyor. Başarının yolunun çok çalışmaktan ve kendine inanmaktan geldiğini söyleyen Sekman, gerçek başarılı kişinin kim olduğunu da anlatıyor.

 

Başarı üzerine uzun yıllardır yaptığı çalışmaların bir ürünü olan Limit Sizsiniz, başarının ilk adımının kendine güvenmek olduğunu sık sık okuyucuya hatırlatıyor. Risklerin kişiyi nasıl başarıya götürdüğüne değinirken, neyi yapabilirim sorusuna da bir cevap arıyor.

İnsan İlişkileri ve Yönetiminde Başarılı Olmak

Gerek sosyal hayatımızda gerekse iş hayatımızda her zaman insanlar ile iletişim halindeyiz, bu iletişim süreci de beraberinde bazen sorunları getiriyor. Özellikle şirketlerde insan ilişkileri ve yönetimi büyük bir öneme sahip. Her noktada, iletişim ne kadar kuvvetli olursa başarı da o denli yüksek ve kalıcı oluyor.

 

Çözüm ve fikirlerinizin kalıcı olması, sağlıklı iletişim kurabileceğiniz bir ekiple çalışmanın yolu başarılı bir insan ilişkileri ve yönetiminden geçiyor. Merak etmeyin, doğru adımları atarsanız başarı çok da uzak değil!

 

Empati

Ne kadar başarılı işlere imza atsanız da eğer insanlarla ilişkinizde bir kopukluk varsa, siz de başarılarınız gibi kalıcı olamazsınız. İnsan ilişkilerini yönetmenin ilk adımı ise önce kendini tanımasından geçer. Ne kadar kendinizi tanırsanız ve sınırlarınızı bilirseniz, karşınızdaki insanı da tanıyarak onun da sınırlarını anlamaya başlarsınız.

 

Herkesin farklı bir düşünce yapısına sahip olduğu gerçeğini genellikle unuturuz. Kültürümüz, ailemiz, okulumuz ve benliğimiz bizim düşünce ve davranışlarımızı şekillendirir. Bu yüzden karşınızdaki kişinin bir şeyi neden yaptığını sorgulayacaksanız, önce onunla empati kurmayı deneyin. Empati ile, ekibinizde bulunan herkesi daha rahat anlayabilir ve sorunsuz bir iletişim sağlayabilirsiniz. Böylece zamanla aranızdaki bağın güçlendiğini göreceksiniz!

 

Tutumları Denetlemek

İş hayatında karşılaşılan sorunların neredeyse %85’i doğru iletişim kuramamaktan kaynaklanıyor. Bu iletişim sorunlarından en önemlisi ise kişilerin tutumlarını denetlemeye çalışmak. İş hayatında doğru yönetim oldukça değerli bir yere sahiptir fakat genelde yönetim için doğru ögeleri gözden kaçırırız. Başkalarının davranış ve tutumlarını denetlemek de sıklıkla karşılaştığımız bu problemlerden biridir.

 

Öncelikle unutmamamız gereken şey şu ki, bizim davranışlarımız karşımızdaki kişilerin davranış ve tutumlarını etkileyecektir. Ne kadar olumlu yaklaşırsak o kadar olumlu bir geri dönüşle karşılaşırız. İş hayatında ise ekip arkadaşlarımıza yansıtmamız gereken birincil tutum ise güvendir. Kendimize ne kadar güven duyarsak, karşımızdakiler bizim bu tavrımızı davranışlarımızdan, düşüncelerimizden hatta duruşumuzdan sezerek buna göre şekillenirler. Bir şeyi yapmaya inanırsanız, karşınızdaki de inanacaktır.

 

O yüzden başarının ilk adımının kendiniz olduğunu unutmayın!

Dinlemek ve Sormak

İletişim, insan ilişkileri yönetiminin en can alıcı noktasıdır. Eğer bir grupta tek taraflı bir iletişim varsa, buradan asla etkili bir sonuç alınamaz. Bu yüzden tüm ilişkilerin aktif bir şekilde ilerlediğine emin olmamız gerekir, bunun da ilk yolu dinlemek ve doğru zamanda konuşmaktır.

 

Bir problem, bir konu üzerinde konuşurken karşıdaki kişinin sizi dinlediğinden ve bölmediğinden emin olmanız gerekiyor. Aynı şekilde tüm iletişim sürecinde sizin de karşınızdaki kişinin sözünü kesmeden, etkili bir dinleme gerçekleştirmeniz hem doğru ve aktif bir ilişki kurmanızı hem de aranızdaki güven unsurunun pekişmesini sağlayacaktır.

 

Dinlemenin yanı sıra, doğru zamanda doğru sorular sormak da iletişimin kalitesini arttıracaktır. Soru sormanız, karşınızdaki kişiyi ne kadar dikkatle dinlediğinizin ve ilginizi çektiğinizin bir kanıtı olacaktır. Soru sormak iletişimi güçlendirerek, konunun detaylarına inilmesine de yol açarak minik bir beyin fırtınasına da imkan sağlayacaktır.

 

Tonlama

Karşınızdaki kişi ile nasıl konuştuğunuz kadar hangi ses tonuyla konuştuğunuz da büyük bir öneme sahiptir. Ses tonu ve ayarının doğru ayarlanması, kişilerin etkili bir şekilde iletişime katılmasını destekleyecektir. Yüksek bir tonla konuştuğunuzda, karşınızdaki kişileri etki altına alabilirsiniz fakat bu çok uzun soluklu bir etki olmayacaktır. Karşınızdaki kişi korktuğundan, çekindiğinden o an sizi dinliyor olsa bile üzerinde bir etki bırakma ihtimaliniz oldukça azdır.

 

İletişim boyunca ne kısık ne de yüksek sesle konuşmak yerine, bulunulan ortama uygun şekilde etkili bir konuşma yaparak kişileri etkiniz altına alabilir ve uzun soluklu bir iletişimin ilk adımını atabilirsiniz.

 

Eleştiriye Açık Olmak

İnsan ilişkileri ve yönetiminde başarılı olmak için önce kendinizi eleştirebiliyor olmanız gerekir. Hatalarınızı gördüğünüz zaman, dışarıya karşı da daha objektif bakmaya başlarsınız. Bu da kuracağınız bütün ilişkilerin daha sağlam temellere oturmasına olanak sağlayacaktır.

 

Dışarıdan gelecek her türlü öneri ve eleştiriye ne kadar açık olursanız, çevrenizdeki kişilerin de güvenini o denli kazanırsınız. Hatalarınızı kabul etmek sizi küçük düşürmez tam tersi yüceltir ve daha sonrasında sunduğunuz tüm eleştirel fikir ve öneriler de karşınızdaki kişilerde olumlu ve düzeltilebilir bir etki yaratır. Aksi taktirde karşınızdaki kişi karşı bir cephe alarak iletişimi sonlandırabilir.

 

Göz Teması

Kalabalık gruplarda doğru bir göz temasının etkileri yıllardır gözlenmektedir. Sonuçlara göre, kişi göz teması kurulduğunda konuya ve konuşmacıya kendini daha yakın hissederek empati kurmaya ve ilgilenmeye başlar.

 

Eğer kalabalık bir grupla çalışıyorsanız, tek bir kişi yerine herkes ile tek tek göz teması kurarak kişilerin kendini değerli hissetmesini ve iletişime katılmalarını sağlayabilirsiniz. Tek kişi ile iletişim durumlarında ise başka bir noktaya bakmak, başka bir şey ile ilgilenmek yerine karşınızdaki kişi ile abartısız bir şekilde göz teması kurmanız oldukça yeterli ve olumlu bir etkileşim olacaktır.

 

Takdir Etmek

Birlikte çalıştığınız ekip arkadaşlarınızın sadece kötü yönlerini ve başarısız oldukları alanları söylerseniz, iletişiminiz baştan kopacaktır. Gerektiği yerde dozunda eleştiri yaparken, başarıları da unutmamak gerekir. Yapılan her işin ve düşüncenin takdir edilmesi, iletişimi güçlendireceği gibi karşıdaki kişinin motivasyonunu da arttıracaktır. Bu yüzden her şeyi dozunda yapmaya özen göstererek ve karşımızdaki kişileri destekleyerek, onlara güvendiğimizi ve inandığımızı belli ederek başarılı bir iletişim kurabilirsiniz.