PROAKTİF OL, FARK YARAT!

Stresli, karmaşık, zorlayıcı ve yıpratıcı bir hayatın içindeyiz. Hayatımız zamana karşı sürdürdüğümüz bir mücadele. Çevremizde hayatımızı etkileyen birçok dışsal faktör var ve bunların çoğu, hoşumuza gitsin ya da gitmesin bizim kontrolümüzün dışında gelişen şeyler. Bütün bunların yanında hepimizin istekleri benzer. İş hayatımızda başarılı olmak, kendimizi çalıştığımız alanda geliştirmek, parmakla gösterilen ve her ortamda takdir edilip örnek gösterilen bir çalışan olmak istiyoruz. Çalışma hayatımızda karşımıza çıkacak bütün engelleri bir bir ve kolayca aşarak kariyer basamaklarını hızla tırmanma arzusundayız. Amacımız iyi bir profesyonel olduğumuzu kanıtlamak.  İş hayatımızda elde edeceğimiz başarının bir getirisi olan maddi kazançla daha iyi, daha kaliteli ve refah düzeyi daha yüksek bir hayata erişmek dileğindeyiz.

İş hayatımızda olduğu gibi sosyal hayatımızda da ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz var. İyi bir eş, iyi bir anne/baba, sevilen saygı duyulan bir arkadaş, fikirlerine ve görüşlerine değer verilen bir dost, mutlu, huzurlu bir insan olmak istiyoruz. Gerek iş hayatımız olsun gerek sosyal hayatımız, hepimiz bütün bunları istiyoruz. Peki, bunun için ne yapıyoruz?

Stephan R. Covey’in, etkili insanların 7 alışkanlığı isimli kitabı, Forbes dergisi tarafından son yirmi yılın en etkili yirmi iş kitabı arasına girmeyi başaran, yayınlandığı hemen hemen her ülkede aylarca en çok satanlar listesinde kendine yer edinen bir kişisel gelişim kitabıdır. Corvey kitabında etkili ve başarılı bir insan olmak işin bizlere bir yol haritası çiziyor. Biz de bu yazımızda sizler için bu adımların ilki olan “proaktif olma” adımını inceleyeceğiz.

Proaktif insan kimdir?

Kontrolü dışında gelişen olayları dikkatli bir şekilde inceleyen, olaylar karşısında vereceği tepkileri anlık duygusal tepkiler olarak değil akıl ve mantık süzgecinden geçirerek ortaya koyan, sahip olduğu seçeneklerin analizini yapan kişidir.Kişinin, yapacağı seçimler ile kendi hayatının yönünü

belirleyeceğinin bilincindedir. Kendi kontrolü dışında gelişen olayların onun hayatının akışını belirlemesine izin vermez.

Davranışlarını içinde bulunduğu ortama göre ayarlamaz, değiştirmez. Davranışlarını kendi karakterini ve fikirlerini göz önüne alarak oluşturur.

Kendisi ile çatışma içinde olmaz. Daima kendisi ile barışık ve özgüveni tamdır. Bu özgüven içi boş bir özgüven değildir; ilgilendiği konu ile ilgili gerekli araştırmaları yapar, bilgi toplar, gerekli analizleri yapar ve kapsamlı planlar hazırlar.

Hayalperest değildir. Elinde bulunan imkanların farkındadır ve bunları aşan, ulaşmasının mümkün olmadığı hedefler belirlemez. Bunun yerine vaktini, mevcut imkanları ile yapabileceklerine ayırır.

Şikayet edip, yakınmaz. Bunun ile zaman kaybetmek yerine karşılaşmış olduğu problemi nasıl çözebileceğini düşünür. Problem nereden ya da kimden kaynaklanırsa kaynaklansın odak noktası çözümdür. Zamanını ve enerjisini boşa harcamaz.

Hata yapmaktan korkmaz çünkü hatalarından ders çıkartarak doğruya ulaşabileceğinin bilincindedir.

Kişisel gelişimlerinden kendilerini sorumlu tutarlar.

Vizyon sahibi insanlardır. Hayatlarında belli başları hedefleri ve ulaşmak istedikleri noktalar vardır. Sahip oldukları bu vizyon sayesinde kendilerine bir anlam katar, ihtiyaç duydukları motivasyona bu şekilde erişirler.

Proaktif Dil

Proaktif insanlar günlük hayatlarında karşılaştıkları olumsu, can sıkıcı durumlar karşısında nasıl davranır, ne gibi tepkiler verirler? Aşağıdaki örnekleri kendini ile karşılaştırıp ne kadar proaktif olduğunuzu değerlendirebilirsiniz. İşte bunu bize gösterecek birkaç örnek:

  • Karşılaştığı bir sorun karşısında “elimizdeki seçenekler nedir? Onları inceleyelim”
  • Kendisi ile ilgili bir olumsuzluk karşısında “ işte ben böyleyim” demek yerine “daha farklı yollara başvurabilirim” demeyi tercih eder.
  • Sinirlendiği zamanlarda; “şu an çok sinirliyim fakat kesinlikle öfkemi kontrol etmeliyim. Duygularımla değil aklım ile hareket etmeliyim” şeklinde düşünür.
  • Yapmam yerine seçerim, yapmalıyım yerine yeğliyorum, keşke yerine yapacağım kelimelerini tercih ederler.
  • Bu yazımızda sizler için etkili ve başarılı bir insan olmak için önemli bir özellik olan proaftik insan olma kavramından söz ettik. Proaftik davranış kalıpları sizlerin daha başarılı olmanıza yardım ederek, çevrenizdeki diğer insanlara nazaran fark yaratmanıza yardımcı olacaktır. Umarım yazımız sizler için okuması eğlenceli ve bilgilendirici bir yazı olmuştur.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ

Karşılıklı olarak iki tarafın ikna edici yöntemlerle karara varma süreci başarılı bir müzakere olarak adlandırılmaktadır. Müzakere teknikleri de bu konuda sizlere başarılı bir süreç geçirtmek için bulunmaktadır. Müzakere teknikleri içerisinde ilk olarak karşı tarafı detaylı bir şekilde tanımanız gerekmektedir. Bunun için hakkında detaylı bilgiler almalı ve yaptığı işleri takip etmelisiniz. Bunun dışında müzakere tekniklerine bakıldığında;

  • İyi bir dinleyici olmalısınız
  • Alternatif Sunmalısınız
  • Sözlü ya da sözsüz ipuçları belirlemelisiniz.
  • Problem çözücü davranmalısınız
  • Ortak isteklere yönelmelisiniz.
  • İtiraz durumlarında sakin bir karşılama yapmalısınız.

Tüm bu tekniklere başka tekniklerde eklenebilir. Ancak bu durumlara dikkat etmeniz halinde müzakere sürecini baştan iyi bir şekilde yönetebilirsiniz. Bunun dışında kendinizi ikna yöntemleri, dinleme becerisi ve gerekli durumlarda üstünlük kurma üzerine geliştirebilirsiniz. Bu sayede müzakere sürecinde istediğinizi kolay bir şekilde alabilirsiniz. Müzakere teknikleri tamamen sürecin yönetimi ile alakalıdır. Bu durumlara kendiniz de yeni teknikler ekleyebilir ve kendinizi bu süreçte kanıtlamak ve işi ne kadar istediğinizi göstermek için farklı yöntemlere de başvurabilirsiniz.

ETKİLİ ÜRÜN SATIŞI NASIL YAPILIR?

Markalaşmış ürünlere her zaman güven oldukça fazladır. Bu nedenle ürünleri alırken ilk olarak isimlerine bakılmaktadır. Ancak piyasaya yeni çıkan bir ürünün markalaşma süreci kısa bir süreç olmayacaktır. Bir ürünün satışını yapmak ve ürünü piyasa da göstermek adına etkili ürün satışı için tekniklerin kullanılması gerekmektedir. İlk olarak ürünün belirli kişiler tarafından denenmiş ve beğenilmiş olması gerekiyor. Denemesi yapılmayan bir ürünün piyasada tutması mümkün değildir.

Etkili ürün satışı için güven oldukça önemlidir. Karşınızdaki kişiye satış yapmak istediğinizde ürünü özelliklerini abartarak değil daha samimi ve teknik şekilde anlatmalısınız. Bu sayede satış oranları daha iyi şekilde yükselecektir. Aynı zamanda ürünler için reklam prosedürleri oldukça önemlidir. Firmalar tarafından yapılan, televizyonda gösterilen ya da günümüzde daha etkili olan sosyal medya üzerinden yapılan reklamlar ürüne daha fazla güven sağlayacaktır. Aynı zamanda bu reklamlar ürün için gelecekte önemli adımlar atılmasını da sağlayacaktır. Güven, doğru anlatım ve reklam sistemlerinin oturtulması ile etkili ürün satışı istenildiği gibi gerçekleştirilebilir.

Motivasyonumuzu Arttırmaya Yönelik İpuçları

Motivasyon kelimesi Latince “movore”, yani “hareket ettirme, hareketlendirme” kelimesinden gelmektedir. Gerek gündelik hayatımızda, gerekse iş hayatımızda sıklıkla karşımıza çıkan bir kelimedir motivasyon. Motivasyon genel bir kavram olup istekleri, arzuları, ihtiyaçları kapsar.

Motivasyon, güdü veya motiv, bireyin hareket ve davranışlarını başlatan içsel güç. Davranışa enerji sağlayan organizmanın içindeki ve çevredeki güçler olarak tanımlanır. Bireyin içsel gücü ile davranışa hazır hale gelmesine güdülenme yani motivasyon denir.  Bu anlamda değerlendirildiği vakit motivasyon kavramı gündelik işlerimizden, kişisel hayatımıza, sosyal ilişkilerimizden profesyonel iş hayatımıza kadar her alanda bizlerin başarısını belirleyecek olan bir kavramdır.Başarılı olmak hepimizin arzusu. Başarı ise çaba isteyen bir sürecin meyvesi. Başarılı olmak için lazım gelen çabayı gösterebilmemiz için gerekli motivasyona sahip olmamız önemli. Başarının önündeki en büyük engel atalet yani durgunluk, tembellik ve miskinliktir. Hepimizim hayatında kendimizi böyle bir atalet içinde bulduğumuz, hissettiğimiz dönemler olmuştur. İçimizde bizi tetikleyecek o ilk kıvılcımı bulamayız ve yapmamız gereken birçok şeyi ertelememiz gerekir. Böyle bir durumda insanı psikolojik olarak olumsuz bir hale sevk eder. Bu olumsuz ruh hali, kişinin özgüvenini zedeler ve onu daha da olumsuz bir ruh haline sevk eder. Bu süreç,

kontrol edilemez bir girdap gibi bizi içine çeker ve girdabın içine ne kadar fazla çekilirsek oradan kurtulmamız da aynı oranda güçleşir. Öyle bir noktaya geliriz ki; artık geri dönülmesi çok zor bir durumun içinde buluruz kendimizi. Gerek Soysal ve gündelik hayatımız gerekse iş hayatımızda telafisi zor hasarlar meydana gelebilir. Bu yüzdendir ki; hayatımızın yönünü belirleyebilmemiz için kendimizi motive etmeyi başarmalıyız.

Peki, kendimizi atalet, tembellik, durgunluk hallerinde bulduğumuz vakitlerde motivasyonumuzu geri kazanmak için neler yapabiliriz? Bu yazımızda sizler için hedeflerinize ulaşma yolunda ihtiyacınız olan motivasyonu nasıl oluşturabileceğinize veya mevcut motivasyonunuzu nasıl arttırabileceğinize yönelik basit ama son derece etkili yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

1- Geleceği düşünün hatta onu onun hikayesini yazın,Kalem kağıdınızı alın ve bir hikaye yazın. Hikayenin kahramanı sizsiniz ve hikaye günümüzden on yıl sonrasında geçiyor. Günümüzden on yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz, ne yapıyorsunuz, nasıl bir hayatınız var? Mutlu musunuz yoksa canınızı sıkan şeyler mi var? Belki de uzun zamandır yapmak istediğiniz bir şeyi başardınız ve çok mutlusunuz. Bu hikayenizi ara ara revize edin. Eklemeler, çıkarmalar

yapın. Emin olun motivasyonunuz üzerindeki olumlu etkilerini göreceksiniz.

2- Kendinizi geliştirin,

Unutmayın! Yapabileceklerinizin limitini eğitim seviyeniz belirler. Motivasyonda eğitim seviyeniz sayesinde yapabildiklerinizin limitini belirler. Beyin ameliyatı yapmak istediğinizi düşünün! Eğer tıp alanında yeterli eğitimi almamışsanız, bilgi seviyeniz yeterli değilse beyin ameliyatı yapma konusunda ne kadar motive olduğunuzun bir önemi olmayacaktır. Bu yüzden, başarılı olmak istediğiniz alanda sürekli olarak kendinizi geliştirin.

3- Kendinizi bir model bulun,

Başarılı olduğunu düşündüğünüz, imrendiğiniz bir rol modeliniz olsun. Bu kişinin illa ki tanıdığınız sizim çevrenizden birisi olmasına gerek yok; dünyaca ünlü bir siyasetçiyi, yazarı ya da müzisyeni de kendinize rol model olarak alabilirsiniz. Sonrasında ise kendinize rol model olarak seçtiğiniz kişinin hayatı ve davranışlarını inceleyin. Emin olun ki motivasyonunuz olumlu yönde etkilenecektir.

4- Sağlıklı beslenin – yeterince uyuyun,

Unutmayın ki vücut sağlığınız ruhsal durumunuz üzerinde direkt olarak etkilidir. Sağlıklı beslenme ve doğru bir uyku düzeni bedeninize iyi geldiği kadar ruhunuza da iyi gelecek. Eskilerin de dediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”.

5- Belirlediğiniz hedefler net olsun,

“İşimde başarılı olmak istiyorum” herkesin sahip olması gereken, istemesi gereken bir hedef. Fakat çok geniş bir tanımlama. İçinde çok fazla değişken barındırıyor ve bu değişkenlerin tamamında, aynı anda başarılın olmamız mümkün olmayabilir. Bu da bizim için moral bozucu bir durum olacaktı. Bunun yerine daha spesifik hedefler belirlememiz daha sağlıklı olacaktır. “ Her gün işimle alakalı 20 sayfa okuma yapacağım”, “her hafta işimle ilgili yeni bir şey öğreneceğim”, “Bir diğer güne iş bırakmayacağım” gibi spesifik hedefler daha ölçülebilir olduğu için motivasyonunuzu sağlama konusunda daha yararlı olacaktır.

6- Hedeflerinize ulaşmak için kapsamlı planlar hazırlayın,Genel olarak bir hedef belirlemek önemli olsa da bunun için kapsamlı bir aksiyon programı hazırlamanız da bir o kadar gereklidir. Kendinize belirlemiş olduğunu hedeflere ulaşmak için atmanız gereken, atacağınız adımları tek tek belirleyin. Kendinize bir zaman çizelgesi yapın ve hedefinize ne kadar zaman içerisinde

ulaşacağınızı belirtin aksi takdirde isteklerini askıda kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

7- Başka insanların fikirlerini öğrenin,

Ne istediğinizi, nede istediğinizi en iyi siz bilirsiniz lakin yürüdüğünüz yolda hatalar yapma ihtimalinizi de hiçbir zaman göz ardı etmeyin. Size yakın olan, sizi gözlemleyebilen, düşüncelerime değer verdiğiniz kişilerden fikir alın. Bazı hatalarınızı gözden kaçırıyor olabilir, farkında olmayabilirsiniz. Sizin için bunları görecek ve size de gösterecek birisi sizin için son derece önemlidir.

MÜZAKERE İÇİNDE ÇATIŞMALARIN ÖNEMİ

Müzakere, hayatın içerisinden bir tanım ile bir şeyleri elde etmek isteyen kurum, devlet ya da kişilerin karşı tarafı ikna etmek için sürdürdükleri ikna sürecidir. Bu süreçte birçok taraf aynı durumu isteyebilmektedir. Bu da ortaya bir çatışma durumunu çıkartır. Aslına bakıldığında müzakere içerisinde çatışmalar olumsuz olarak gözlemlense de kendi lehinize çevirdiğiniz takdirde oldukça etkili bir süreç olacaktır. Çatışmaların hangi durumdan çıktığı? Çözümlemesinin ne olduğu? Gibi sorular bu noktada önemlidir. Müzakere içinde çatışmaların önemi bu noktada kendini göstererek, istediğiniz iş ya da ihale gibi durumları kendi tarafınıza çekebilirsiniz.

Müzakere de liderlik pozisyonu önemlidir. Karşı taraf üzerinde ya da diğer taraflar üzerinde üstünlük kurmak ve istenilen durum hakkında tüm bilgilere sahip olmak önemli bir artıdır. Müzakere içinde çatışmaların önemi de bu noktada sizler için daha basit bir süreç olacaktır. Çatışmaları kolay bir şekilde kapabilecek ve istediğiniz durumu kendi lehinize çevirerek, elde edebileceksiniz. Çatışmalarda etkili dil kullanımı yapılması da karşı taraflar için önemlidir.

SINAV PSİKOLOJİSİ

Okul serüveni başladığı andan itibaren hayat sınav odaklı ilerlemektedir. İyi bir ortaokul, iyi bir lise, iyi bir üniversite ve iyi bir iş gibi birçok alanda sınav hayatımızın üstün bir parçası. Bu dönemleri başarı ile atlatmak, çalışarak kolay olsa da sınav stresinin verdiği yorgunluk, genç yaşta kişileri hayattan zevk almamaya doğru götürmektedir. Sınav stresi küçük bir şey gibi gözükse de aslında oldukça etkilidir. Başaramama korkusu sınavlarla birlikte gelir ve kişilerin hayatına yerleşir. Ne kadar çalışsa da sınav psikolojisi kişiyi eline aldıktan sonra süreç zorlu ve bazen çekilmez hale gelecektir.

Hayat herkes için aynı değildir. Bazı kişilerin daha fazla çalışması ve iyi bir yerlere gelmesi gerekir. Bu nedenle bu kişilerde sınav psikolojisi daha etkili olarak gözükmektedir. Ancak hayat her zaman bir sınav değildir. Hayatınıza katabileceğiniz her ufak şey size ileride farklı şekillerde dönüş yapacaktır. Sınav psikolojisi için çalışmanızın yanında gezin, eğlenin ve okuyun. Kendinizi bir odaya kapatmak ve her şeyden uzaklaşmak sizlere iyi sonuçlar getirme olanağına sahip olsa da sizleri karanlığa da çekecektir.

Okunması Gereken 5 Psikolojik Roman

Kitaplar hayatımızı etkileyen nadide unsurlar arasında yer almaktadır. Oluşturulan olay örgüsüyle birlikte kişinin fark edemediği durumları karşısında bulması mümkündür. Hatta belki de hiç yaşayamadığı bir hayatı görüp bundan ders çıkarması kendini geliştirmesi de. Bu anlamda kitaplar kendi içerisinde farklı kategorilerde yer alarak oluşturulmaktadır. Yazı da okunması gereken 5 psikolojik roman tanıtılacaktır.

Okuyunca Hayatınızı Etkileyecek Romanlar

Bir kitap okudum ve tüm dünyam değişti. Bu lafı bir kitap okuyucusundan duymanız olasıdır. Kitaplar oluşturulduğu hikayeler neticesinde sizleri bir noktadan alır ve başka yerlere taşır. Bu anlamda bireyde gelişimi oldukça desteklemektedir. Kişiler arasında kişisel gelişimi desteklemek ve psikolojik anlamda bilgilenmek için de özellikle psikolojik kitaplar tercih edilmektedir. Bu noktada başlangıç yapmak isteyen ya da okunması gereken 5 psikolojik roman nedir diye merak eden kişilere bu yazımız fayda sağlayacaktır. Romanlarımızın listesinde bakacak olursak eğer:

  • Fareler ve İnsanlar
    John Steinbeck tarafından kaleme alınmıştır. İki yakın arkadaşın başından geçen iş bulma maceralarını anlatır. Bir yandan arkadaşlar arasındaki iletişimle beraber psikolojik durumlarına yönelik merakınızı da oldukça karşılayacaktır. Sonu ise sizi oldukça etkileyecek.
  • Satranç
    Aslında romandan ziyade hikaye tarzında ip ince kitapları bulunsa da Zweig, az kelime ile birçok şeyi anlatmaktadır. Duygu yoğunluklarının fazla ve psikolojik etmenlerin fazla olduğu bu kitaba mutlaka bakmalısınız.
  • Kabuk
    Son zamanlarda Türk edebiyatında ortaya çıkan Zeynep Kaçar’dan bu roman. Üç farklı kuşaktan meydana gelen kadınlardan bahseder roman. Başta okuması zordur sonradan ise kolaylaşır.
  • Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
    Son zamanlarda satış rekoru kıran kitaplardan bir tanesi. Bir psikoloğun kendi hocasını tedavi sürecini konu alıyor.
  • Sol Ayağım
    Sizi yıllar geçse de derinden etkileyecek bir kitap.